ANILARLA YAŞAMAK

Anıların birçoğu her ne kadar özlemle hatırlansa da, anılarla yaşamak anı yaşamayı engeller mi?

Bizi heyecanlandıran şeyleri hatırlarız. Bu şeyler hafızamızda yer eden ve bizler için önemli olan şeyler. Hafızamızda yer eden anıları ve tüm olayları sürekli canlı tutmak ise, anı yaşamayıp geçmişte yaşamak ya da geçmişle yaşamak gibi bizi şimdinin keşfinden uzaklaştırır. Aslına bakılırsa hayatımızın değeri biriktirdiğimiz anılarda yatar. Bu anılar bize kişiliğimizi kazandıran, bizi biz yapan değerler. Hayatımızı bizi biz yapan geçmişin değerleri olan bu anılar ile geçirirsek anı yaşamakta da zorlanırız. Hayatımızı geçmişte yaşadığımız olaylar ve bize hissettirdiği şeyleri düşünerek geçirmenin yerine; bu olayların bize kazandırdığı deneyimler ile anı yaşamanın mutluluğuna varmak daha iyi olmaz mı? Aslında yaşamıyor, yaşamaya hazırlanıyoruz. Oysa mutluluk yaşadığımız anda saklı.

Geçmişi yad etmek insanın doğasında var. Anılar bizim kaybetmek istemediklerimize tutunmanın bir yoludur. Şuan var olmayan şeyler için bile onları anılarda yaşatıp içimizde bir yerlere dokunmasını isteriz. Fakat hayallerin yerini tamamen anılar almaya başlamışsa; işte orada ne şimdiye ne de geleceğe dair mutlu bir yaşamdan söz edilemez. Mesela fobilerin nedeni de neredeyse kötü anılardan kaynaklanır. Hafızamızda yer etmiş kötü anılar korkumuzu tetikler, bizi kapana kıstırır. Kötü anılardan kurtulmak ve onları hafızadan silmek anı yaşamanın önünü açar.

Anılardan ders çıkarmak, hataların tekrarının da ortadan kalkmasıdır. Bunlar tabi ki negatif anılar. Bu negatif anılardan öğrenilen tecrübe ve deneyimler beceriyi arttırır ve hata olasılığını azaltır. Ama negatif anılarda takılıp kalmamak lazım. Eskiden yapılan bir hatayı sürekli zihinde canlı tutmak şimdiyi yaşanamaz hale sokar. Pozitif anılar ise hayata bağlılığı arttırır. Fakat hem pozitif, hem de negatif anılarda takılıp kalmak ileriye gitmemizi engeller.

Hafızamızın hiç olmadığı yerde anıları karşımıza çıkardığı da olur. Yazar Ray Loriga`nın “Tokyo artık bizi sevmiyor” adlı kitabında yazdığı gibi: “Hafıza çok aptal bir köpek gibidir, siz ona yakalaması için bir çubuk atarsınız. O size attığınız çubuk yerine yerde bulduğu eski bir şeyi getirir.”

Anılara çok fazla takılmadan, hayatın her anını yaşamak zor olsa da denemeye değer…

One Response

Bir Yorum Yazın

%d blogcu bunu beğendi: