APTAL ÇİTA SENDROMU

Aptal çita sendromu küçük kazanımlar için gereğinden fazla zaman ve enerji harcamak olarak ifade edilir. “Aptal puma sendromu” olarak da tabir edilmektedir. Kara hayvanlarının en hızlısı olan çita, günlük besin tüketimi için çok akıllaca avlanır. Enerjisini boşa harcamaz, küçük avlar için çok çaba sarf etmez. Çünkü çita küçük avlar için yüksek bir enerji harcarsa ertesi gün yeni bir av bulmak için yüksek bir çaba gösteremez. Ya büyük bir av peşinde koşmalı, enerjisini daha büyük ve doyurucu hedefler için kullanmalı; ya da vazgeçmelidir. İşte bu nedenle çitaların büyük çoğunluğu bu ayrımı yapar ve avını ustalıkla yakalar. Zamanını, enerjisini boşa harcamadan planlı davranır. Atılan taşın ürkütülen kurbağaya değmemesi misali hesabını iyi yapar.

Çitalar genellikle kendisi gibi yüksek manevra yapan, hızlı koşan impala, ceylan, antilop, tavşan gibi hayvanları avlar. Avını yakaladığında kendi enerjisinin boşa gitmediğini görür. Hızlı olup, hızlı olanı yakalamış olur. Yaptığı işin karşılığında ise eşit işte eşit ödülü almış olur. Tabi ki bir canlının başka bir canlıyı avlaması ya da yok etmesi kabul edilemez. Ama doğanın kanunu ve vahşi yaşam koşullarında bu denge hep var olmuştur ve sürerek devam eder.

Akıllı bir hayvan olan çita, koşarken harcadığı enerjinin avdan elde edeceği enerji miktarından fazla olduğunu anlarsa koşmaktan vazgeçer. Besin ve enerji değeri yüksek olan hedeflere yönelir. Bu nedenle çitalar bir ceylanın, impalanın arkasından çok daha fazla koşar. Avını bir süre gözler, yani plan yapar. Avıyla kendi arasındaki mesafeyi hesaplar. Bir süre koşmadan sadece yürüyerek takip eder. Avının nerede yaşadığını, nerede su içtiğini, hangi koşullarda dikkatinin dağıldığını, rutinde ne yaptığını, nasıl koştuğunu ve daha birçok özelliği hesaplar. Çita enerjisinin %42`sini avının peşinde yürüyerek harcar. Avı ile arasındaki mesafeyi kısaltır. Çita aslında avına yönelik bir SWOT analizi yapar. Yani güçlü olduğu taraflar, zayıf olduğu taraflar, fırsatlar ve tehditleri hesaplar. Tüm bunlar avına ulaşmadan önceki durum kontrolü, plan ve kendi hesabına göre yapacağı strateji ve taktikleri oluşturur. Harekete geçeceği zaman rüzgarı tersine alır. Rüzgarın koşarken kendi kokusunu avına taşımasını istemez. Tüm bu matematik ve hesaplar üzerine kurulu strateji sonrası harekete geçer. Çita kovalar, av kaçar… Kovalama anında da taktiklere yer verir. Ne kadar sürede avı yakalayacağını, ne kadar süre koşması gerektiğini, enerjisinin ne kadar kaldığını ve avının hamlelerini hesaplamaya devam eder. Eğer doğru zamanda ve sürede avını yakalayamayacağını anlarsa koşmayı bırakır. Çünkü doğru zamanda avını yakalamayı bırakmaz ve koşmaya devam ederse çita başarısız olur. Bırakamazsa başka avlar için kendini tüketmiş olur ve aç kalır. Böyle başarısız birkaç denemeden sonra hayatta kalamaz. Bu durumda enerjisini boşa harcamış olur.  Genellikle bu stratejik yaklaşım büyük ödüllü avlar içindir. Ama bir tavşan, fare ya da farklı bir küçük hayvanın arkasından çok daha az koşarlar. Ya bu küçük avlarının çok yakınında olmaları gerekir, ya da kısa bir kovalamaca ile avlarını yakalıyor olmaları gerekir. Aksi halde küçük avlarla süregelen hızlı bir koşuşturmaca, kısa bir süre sonra çitalar tarafından terk edilir. Çitanın amacı büyük lokmalar yemektir. Böylelikle hayatını sürdürülebilir ve bir sonraki stratejisini uygulamak için enerji toplar.

Peki “Aptal çita sendromu” ifadesi ne anlama geliyor? Aptal çita sendromu bir çitanın küçük bir tavşanın peşinden saatlerce koşup, yakaladığı o küçük tavşanı bir öğünde bitiren çitalar için kullanılır. Yüksek miktarda enerji harcamış, zaman harcamıştır. Ama elde ettiği av ise kendisi için küçük bir atıştırmalık niteliğindedir. Ya da yakalayamayacağı, ulaşamayacağı bir av için saatlerce koşup enerjisini tüketmek anlamına geliyor. Günümüzde fazla enerji, zaman ve daha birçok değer harcayıp sonunda yeteri kadar değerli olmayan kazanımlar buna örnektir. Plan yapmadan, tahmin etmeden, doğru hesap yapmadan, sonunda ne olacağını öngörmeden atılan adımlardır. Aptal çita sendromunun günümüzde insan yaşamı, iş hayatı içinde de birçok olumsuz sonuç doğurduğu görülür. Olabilecekleri önceden kestirmeden, havanda su döverek, boşa kürek çekerek yapılan işler aptal çita sendromu için geçerli sayılabilecek ifadelerdir.

Hayatta da bazı işler ve bazı hedefler insanlar için yeterince hazır olmayabilir. Bazen beklemek gerekir. İnsanın kendini tanıması gerekir. Bunu doğru anlamak, zamanında adım atmak için önce kendi yetkinliklerinin farkına varmak, sonra hedefin doğru analizini yaparak harekete geçmek gerekir. Enerjiyi doğru harcamak, başarılamayacak bir iş için strateji oluşturmadan, plan yapmadan, taktik oluşturmadan yapılan davranışlar hayal kırıklığı ile sonuçlanır. Ama pes etmemek, denemek ve çabalamak da gerekir. Çünkü bu durum insanda kendi yetkinliklerinin farkına varılmasını ve enerjinin doğru hedefler için kullanılmasının anlaşılmasını sağlar.

Bir emlak danışmanı, bir pazarlamacı, bir satış personeli ya da bir çiftçi düşünelim. Yapmış olduğu işten olumlu bir sonuç elde etmek için doğru zaman, doğru enerji, doğru strateji, doğru taktik ile planlama yapmazsa ne olur? Koskoca bir hayal kırıklığı… İşi oluruna bırakmak çitanın avını yakalayamama ihtimalinin yüksek olduğunu ve büyük bir ihtimalle o çitanın çok fazla hayatta kalamayacağını gösterir. Çitanın avını yakalamaktaki sırrı harcanan emek ve ulaşılan sonuçtaki dengeyi doğru saptamasından geçiyor. Aksi halde başarısız bir şekilde aptal bir çitanın sendromu yaşanmış olur.

Bir Yorum Yazın