İLKEL BEYİN

KARARLARIMIZI ETKİLEYEN FONKSİYONLAR

 

       Bir zürafa yavrusunun doğar doğmaz hayata tutunmak için attığı adımlar, onu belki ömrünün sonuna kadar ayakta tutacak ve yaşama bağlayacaktır. Hem içgüdüsel refleksler, hem de o zürafa yavrusunun ebeveynleri onu doğar doğmaz ayağa kalkması için yönlendirecektir.  Bir insanoğlunda durum nasıl?  Bir eğitmen, lider, yönetici, coach ya da mentör cesaretlendirici olmalı, motive etmeli, hata yaptığında kişinin cesaretini kırmamalı ve onu doğru yönlendirmeli.  onu ayağa kalkması için fırsat vermeli. Peki bu durum her koşulda böyle mi? 

​     BEYİNSEL FONKSİYON GELİŞİMİ

          Aşağıda insanoğlunun geçmişinden bugüne, ya da birçok canlının geçmişinden bu yana yaşam ve varoluş mücadelesine; ve bu mücadelede kararlarımızın, seçimlerimizin ve tercihlerimizin bizlere nasıl yön verdiğine, biraz da şuan yaşadığımız hayatın nasıl şekillendiğini içeren örnekler vereceğim. İnsanoğlunun yaklaşık 200 bin yıllık geçmişi var. (Aslında 2 milyon fakat sapiens ırkı için ortalama 200 bin) Bu kadar yıl insanoğlu ne yapmış? Hayatta kalmak için mücadele etmiş. Kime ve neye karşı? Açlığa, barınmaya, doğaya ve saldırgan diğer canlılara karşı. Bu süre boyunca var olmak adına Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidindeki olanakları elde edebilmek için var gücüyle çalışmış. İlkel insandan günümüze kadar beyin fonk​s​i​y​onlarımız da olağanüstü gelişerek daha fonksiyonel bir hale geldi. Örneğin yakın zamanda bile dedelerimiz ve onların dedeleri tarım ve hayvancılıkla uğraşırken, var olma mücadelesi sü​​r​​dür​ür​ken; şimdi onların birçok torunu bilişsel gelişimlerinden ötürü belki de geleceğe bir köprü kuracak nitelikte zekaya sahipler.

Geçmişten günümüze yapılan birçok savaş da var​ ​olmak için karşı tarafı yok etme mücadelesidir. Fakat Günümüzde tamamen yok etmek varoluşun devamlılığı için büyük bir tehlikedir. Örneğin şehirleşme adına ağaç ve ormanların yok edilmesi, birçok böcek ırkının ve arıların yok edilmesi ya da iş yaşamında rakibi tamamen yok edecek hamleler yapılması gibi… (İş yaşamında rakip olmaması büyüme ve gelişimin önünü kapatır.) Bu doğal bir felakete yol açmaz mı? Yaşam döngüsünün yok oluşuna zemin hazırlamaz mı?

İLKEL BEYİN

İnsanoğlu ilk dönemlerinde “ilkel beyin” (sürüngen beyin de denir) olarak adlandırılan karar verme fonksiyonu ile hareket ederdi. Bu fonksiyon çok kısa bir zaman diliminde ( Belki 1 saniye ve daha az sürede) bir canlının hayatta kalma, avını yakalama, tehlikeden uzaklaşma gibi hayati kararlar almasında etkiliydi. Beyin fonksiyonlarının evrilmesi ile beraber “korteks” devreye girdi. Korteks kararları daha temkinli, düşünerek, iyi ve doğru olanı bulmak için daha fazla zaman harcayarak kararlar almamıza yaradı. Fakat işin güzel tarafı şöyle: insanoğlunun var olduğu zamandan bu yana beyinleri evrilip gelişti; hem ilkel beynimizi, hem de korteksi kullanır olduk. Peki hayvanlarda durum nasıl? Hayvanlar sadece ilkel beyinlerini kullanıyor. Eğer korteksi fonksiyonel olarak kullansalardı “Maymunlar cehennemi” filmindeki gibi olurdu. Tüm bunları neden anlatıyorum? Aşağıda örneklerle detaylandıracağım.

ÇOK HIZLI KARARLAR

Bir hayvan, örneğin bir tavşan tehlike sezdiğinde ne yapar? Oradan can havliyle uzaklaşır. İlkel beyin derhal oradan uzaklaşmasını söyler. ​Mesela kurbağalar akşam ve karanlıkta dışarı çıkar ve avlanır. Çünkü ilkel beyin karanlığa programlanmıştır ve sadece akşam sinek, böcek vs. avlanması gerektiğini söyler. Oysa kurbağalar korteksi de kullanabilselerdi gündüz daha doyurucu av yakalama şansları olabilirdi. Örnekler daha da çoğaltılabilir. Yani ilkel beyin “Avını derhal yakala ve hiç oyalanmadan derhal oradan kaç..!” prensibi ile hareket eder. Şimdi gelelim kortekse:

KORTEKS

Kortekste durum farklıdır. Dur, düşün, doğru karar ver ve harekete geç prensibi vardır. İşte insanların günümüzde olağanüstü nitelikte kararlar alması, teknolojinin ilerlemesi, iş hayatında başarılı olması, hayatı kolaylaştıran ve rakibini alt edecek hamleler yapabilmesi buna bağlıdır. Ormanda tek başına gezintiye çıkan bir doğa tutkununun karşısına bir ayı çıktığını düşünelim. Hemen oradan kaçarsa ayının onu yakalama ihtimali çok yüksektir. Çünkü ayılar genellikle insanlardan daha hızlı koşar. Fakat sakin olup beklemesi, ayının yüksek ihtimalle bir süre sonra ona hiç zarar vermeden oradan ayrılmasına neden olur. İşte ormandaki bu adama “Hemen kaç!” diyen ilkel beyin; “dur, sakin ol, hareket etme, derin ve sakin nefes al, bir süre sonra ayı sana zarar vermeden gidecek” diyen ise kortekstir.

Aslında hem ilkel beynimizi, hem de korteksi doğru ve zamanında kullanabilmek bizleri iş hayatında, okul hayatında ve kararlar aldığımız birçok tercihimizde var olmamızı, güçlü olmamızı ve büyümemizi sağlar. Özellikle iş yaşamımızda doğru zamanda ilkel beynimizi mi, yoksa korteksi mi kullanmamız gerektiğini kavrayabilmek çok önemli. Bununla beraber biraz da ilkel beyin ve korteksi bir arada kullanabilmeyi beceren insanların dünyamızda neden geniş bir coğrafyada, iklimde ve ortamda yaşamlarını sürdürebilme becerilerinin olduğundan bahsedeceğim:

YAŞAM BECERİLERİ

Biz insanlar aslında tümüyle aciz ve dışa bağımlı doğarız. Yürüyene kadar aylar geçer, konuşana kadar belki iki yıl… Kendi başımızın çaresine bakmak için yıllar geçer ve bu süreye kadar çevremize bağımlı kalırız. Oysa hayvanlara bakınca mesela balıklar doğumdan hemen sonra yüzmeye başlar, geyikler, zürafalar, zebralar birkaç saat içinde ayakta durmayı becerirler ve hatta koşabilirler. Bu durum aslında insanlar ile kıyaslandığında avantaj gibi görünse de önceden programlanmış içgüdüleri onları belirli bir alana hapseder.

Mesela bir aslanı düşünelim; doğumdan hemen sonra bir aslan yavrusu hiçbir karasal iklimin olmadığı kutuplarda varlığını sürdürebilir mi? Bir deniz ahtapotu varlığını bir nehirde ya da gölde ne kadar süre devam ettirebilir? Bir albatros deniz kıyısının olmadığı topraklarda ne kadar dayanabilir? Dolayısıyla doğar doğmaz içinde bulunduğu iklime adapte olan bir hayvanın o bölgeden çıkartıldığında varlığını sürdürmesi çok zordur. Oysa insanlar programlanmış bir içgüdüsel davranış göstermese de birçok coğrafya, iklim ve ortamda yaşama becerisini devam ettirir. Kutuplarda doğan bir bebek Afrika’da da büyüyebilir, bir ada ikliminde doğan bebek büyük bir şehirde de gelişimini tamamlayabilir. Tüm bunların olasılığı aslında ilkel beyin ve korteksi doğru kullanabilmemiz ile alakalıdır.

Doğar doğmaz boş bir tablet gibi olan beynimiz sonradan yaşamsal beceriler geliştirir, öğrenir ve algılar ile şekillenir. Sonra nöronların olağanüstü etkileşimi ile bu becerileri ve öğrenimleri geçmişten geleceğe taşır. İşte bu nedenle öğrenerek gelişimini sürdüren insan, şartlar ne olursa olsun içinde bulunduğu ortama uyum sağlar ve  yaşamını sürdürür.

Aşağıdaki iki fotoğrafa bir bakalım. İlk fotoğrafta ani ve hızlı bir karar alma sonrası harekete geçen ve avını yakalayan bir davranış var. Fakat avını yakaladıktan sonra bir yok oluş resmedilmiş. İkinci fotoğrafta ise hızlı karar veren ama hedefine ulaştıktan sonraki durumu da düşünen bir davranış var. Birinde yok oluş, diğerinde varoluş…

İlkel beyin hızlı kararlar almayı, korteks ise bu kararlar sonrası neler olabileceğini anlamayı ifade eder:))

 

Bir Yorum Yazın