İYİ VE KÖTÜNÜN YÜZÜ

İYİ VE KÖTÜ

Bir zamanlar heykeltraş ve aynı zamanda mimar bir adam vardı. Bu adam öylesine güzel, etkileyici ve gerçekçi heykeller, görkemli mimariler ve figürler yapıyordu ki, görenler onun eseri olduğunu hemen anlıyordu. Çocukluğunda doğada ne varsa aynısını yapmaya çalışırdı. Gençliğinde ve orta yaşında ise hayal gücünü eserlerine daha çok yansıttı. Bu heykeltraş milattan önce yaşamış Operasi`ydi. Operasi kendini doğaya, hayata, mutluluğa ve insana dair ne varsa büyük bir özenle onun heykelini ve görselini yapmaya  adamıştı. Odesana dağının kayalıklarını oyarak devasa bir kartal heykeli yaptı. Büyük bir kütüphane yaptı. Kurumuş ama görkemli bir ağaçtan geyik yaptı. Kum ve çakılları kendi hüneri ile yapıştırarak mozaik görünümlü balık yaptı. Yaşadığı şehir olan Nikalamus`un meydanına devasa bir anıt yaptı. Bu anıt şehrin simgesi oldu. İçine neredeyse bütün canlıların küçük heykelini koydu. Sanki küçük bir dünya gibi… Operasi bu anıtı neredeyse 10 yılda tamamladı. Yaşadığı dönem boyunca en görkemli eserlerini ortaya koydu. Yanında birçok çırak yetiştirdi ve usta yaptı.

Operasi yorulmuş ve biraz da yaşlanmıştı. Hayatı boyunca çok çalışmıştı. Tüm eserlerini insanlığın beğenisine ve hizmetine sunarken; her zaman iyi ve kötünün, güzel ve çirkinin,  aynı anda resmedildiği bir sanat eseri ortaya koymayı hayal ediyordu. O dönemde yaşayan birçok insanın görebileceği, ders çıkarabileceği, hayal edebileceği bir eser… İyi ve kötünün, güzel ve çirkinin aslında bakış açısı ile herkeste farklı algılar oluşturacağını anlatan, iyi bir insanın bazen kötü, kötü bir insanın da bazen iyi olabileceğini anlatan bir eser… Aynı şekilde güzel bir insanın bazen çirkin, çirkin bir insanın da bazen iyi olabileceğini gösteren bir eser…

Operasi bu görkemli ve aynı zamanda ders çıkarılacak nitelikteki eserini nerede ve nasıl yapacağını hayal ediyordu. Bir insanı figür olarak kullanmalıydı. Bunun için çok düşündü. Bir gün Nikalamus meydanında yürürken kalabalığın arasında asil duruşlu, çok temiz kıyafetleri olan, iç güzelliği yüzüne yansımış genç ve güzel bir hanımefendi gördü. İşte..! Aradığım kişi bu diye haykırdı. Hızlı adımlarla bu hanımefendinin arkasından gidip ona seslendi. Kafasındaki projeyi ona anlatarak yardım istedi. Zaten Operasi`yi şan ve şöhretinden, yaptığı eserlerden dolayı tanıyor olan bu hanımefendi hiç tereddüt etmeden Operasi`nin onun figürünü yapacağı eserde resmetmesine izin verdi.

Operasi çalışmalarına başladı. Hayal ettiği güzel ve iyinin görselini Nikalamus`un kuzeybatısında bulunan Artina dağının kayalıklarını resmedecekti. Büyük bir çalışma ekibi ile işe koyudu ve 3 yıl içinde bu hanımefendinin yüzünü Artina dağının kayalığına resmetti. Şehrin her tarafından görülen bu görsel büyük bir güzelliği, iyiliği, masumiyeti simgeliyordu. Bu devasa insan yüzünü görenler Operasi`nin sanatına birkez daha hayran kaldı.

Operasi artık daha çok yaşlanmıştı. İyi ve güzel hayalini gerçekleştirmişti ama kötü ve çirkini hala yapamamıştı. Hayatının son deminde Artina dağının büyük kayalığına yaptığı iyi ve güzel resminin yanına, bir de kötü ve çirkini yapmalıydı. Ama kimi bulmalıydı? Bu figürü yansıtabilecek bir yüz var mıydı? Kafasında bu sorularla arayışa koyuldu. Çevresinden kimse bu tasvire uymuyordu. Aradan yıllar geçti. Bir gün yine Nikalamus meydanında ağır adımlarla ilerlerken üstü başı yırtık, pejmurde, paçavralar içinde, vaktinden önce yaşlanmış, unutkan, ne söylediği anlaşılmayan, bitkin bir kadın gördü. Bu kadının yanına giderek ona hayalindeki çalışmayı anlattı. Zaten hiçbir amacı ve takati kalmamış olan bu kadın Operasi`nin teklifini kabul etti. Operasi son çalışmasını da gerçekleştirmek için hazırlıklara başladı. Yardımcılarını, yapı malzemelerini ve büyük bir çalışma ekibini alarak Artina dağına doğru yola koyuldu.

Daha önce yapılmış olan güzel ve iyi tasvirine doğru yaklaşıyorlardı. Bir at sırtında başka birinin yardımı ile ilerlerken vaktinden önce yaşlanmış olan kadın başını kaldırdı ve hayretler içinde bir şaşkınlıkla güzel ve iyi tasvirine bakarak Operasi`ye seslendi. Ben bu yüzü tanıyorum ve bu sanat eserini hatırladım dedi. Operasi şaşkınlıkla nereden tanıyorsun diye sordu. “Yıllar önce ben bir tiyatro sanatçısıydım. Güzel bir mesleğim vardı, sağlığım yerindeydi. Herkes bana hayrandı ve benim güzelliğime gıptayla bakardı. Sonra mesleğimi kaybettim, elimde avucumda ne varsa kaybettim. Hayat amacımı kaybettim. Etrafımda kimseler kalmadı. Yoksul ve hiçbir amacım olmadan yaşamaya başladım. Yüzümün güzelliğinden eser kalmadı. Bu hayatı yaşıyor olmamdan dolayı da herkese kötü gözle bakmaya başladım. O zamandan beri de etrafımdakilere zarar verdim. Bazen kötülük yaptım. Beni hiç kimse yanında istemedi. Kötü ve çirkin bir insan olup çıktım.” dedi kadın ve devam etti. “ Her şey yolundayken yıllar önce bir heykeltraş benim yüzümü bu kayalıklara resmetti. Bu kayalıklara resmedilmiş kişi benim” dedi kadın. Operasi ve yanındakiler hayretler içinde kaldı. Olamaz dedi Operasi..! Hayatının son zamanlarında böylesine etkileyici bir hikayeyi kendi sanatına uyarlayacak olmanın sevinci ile kadının elinden tuttu. Ona “Sen herşeye rağmen çok iyi bir insansın” dedi.

Kadının yüzünün görselini diğerinin yanına büyük bir çaba ve birkaç yıl süren bir çalışma ile yaptılar. Bu kadın hayatının sonuna kadar yaşadığı şehirde tüm insanlar tarafından hoşgörü ve saygıyla karşılandı. Kadının adı Muyadisha`ydı. Operasi yaptığı bu son çalışmaya “Muyadisha`nın Yüzleri” adını verdi. İyinin ve kötünün yüzü aynıydı. Muyadisha`nın yüzleri bütün görkemi, güzelliği ve çirkinliği ile yüzyıllar boyunca insanlara iyinin içinde kötü, kötünün içinde iyiyi göstermiş oldu. Muyadisha`nın yüzleri, sonsuza kadar güneşin ilk ışıkları ile iyi ve kötüyü anlattı.

Bir Yorum Yazın