LOKANTALAR NE KADAR ESKİ?

Lokantalar

Yüzyıllar boyunca insanların yemek yeme alışkanlıkları kültürlerine, coğrafyalarına göre farklılıklar gösterir. Çin yemeklerinden Avrupa yemeklerine, Rusya`dan İtalya`ya, Türk mutfağından Akdeniz yemek kültürüne kadar tüm dünya yemekleri, lokantalar, restoranlar o coğrafyanın ve yeme alışkanlıklarının karakteristik özelliklerine göre farklılıklar gösterir. Peki restoran ya da lokantalar ne zamandan beri var? Ücret karşılığında müşterilere yiyecek ve içecek hazırlanıp servis edilen bu mekanların tarihçesine bir bakalım.

Eski dönemlerde lokantalar yerine hanlarda yeme ve içme hizmeti vardı. Daha çok uzun yolculuklarda verilen molalarda hanlar kullanılıyordu. 1789 Fransız Sanayi Devrimi ile birlikte tüm dünyaya yayılacak restoran ve lokantalar olgunlaşmaya başladı.

Aşevleri

Lokanta kelimesi Türkçe`ye İtalyanca`dan, restoran ise Fransızca`dan geçmiştir. Türkiye`de 1960`lara kadar aşevi kelimesi kullanılıyordu. Osmanlılar`da halka yemek hizmeti sunan aşevleri vardı. Bu mekanlar değişik lezzetlerin tadıldığı yerlerden çok, genellikle beslenme amacıyla gidilen yerlerdi. Aynı zamanda Osmanlılarda aşevlerine imarethane de denirdi. Bu mekanlarda kimsesizlere, yaşlılara ve ihtiyacı olanlara bir tas çorba ve bir somun ekmek ikram edilirdi. Varlıklı aileler imarethanelere yardımda bulunur, ihtiyacı olanlar da buradan faydalanırdı. Fakat veren kime ne verdiğini bilmezmiş kibire kapılmasın diye, alan da kimse görmeden alırmış eziklik duygusu hissetmesin diye. Böyle zamanlardan günümüz restoranlarına gelindiğinde ise çeşit çeşit yemekler, farklı lezzetler hazırlayan mekanlar tüm dünyada yerini alır. Restoran kültürü gelişince aşçılık mesleği de gelişim gösterir. Hatta aşçıbaşı, mutfak şefi meslekleri de literatürde yerini alır.

Guinnes rekorlar kitabına adını yazdıran dünyanın en eski lokantası 1725 yılında kurulmuş olan Madrid`deki “Restaurante Sobrino de Botin” olsa da, dünyada yaygın lokanta fikri Fransız Devrimi ile başlamıştır.

Lokantanın Tarihçesi

Fransız Sanayi Devrimi`ne kadar zenginlerin malikanelerinde çalışan aşçılar, daha sonra bu zenginlerin varlıklarını kaybetmesi ve ortadan kaybolması ile birlikte işsiz kalırlar. İşsiz kalan aşçılar mesleklerini yapamaz duruma gelirler. Çünkü hiç kimse özel bir aşçı çalıştıracak kadar zengin değildir. İşsiz kalan bazı aşçılar insanlara toplu yemek yapma fikri ile bir araya gelir. Bunu yaparken daha çok para kazanabiliyor olduklarını gören aşçılar çeşitli lokantalar açar ve dünyada ilk lokanta faaliyetleri böylece başlamış olur. Daha sonra da tüm dünyaya yayılır. Günümüzde tüm dünyadan ve mutfaktan çeşitli yemeklerin tadıldığı lokantalar, her geçen gün daha lezzetli tatların olduğu mekanlar haline geliyor.

[Toplam:10    Ortalama:5/5]

Yazar: ÜMİT SAĞIROĞLU

Ommido.com kurucusu, doğa tutkunu ve blog yazarı...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir