NEYİ TÜKETİYORUZ?

Günümüzde tüketim alışkanlıkları geçmişe göre hayli farklılık gösteriyor. Bundan 100 yıl önce herhangi bir eşyanın kullanılması ve değerlendirilmesi yıllarca sürerken; şimdi çok kısa sürelerde aynı ürünün yenisini ya da benzerini satın alıp kullanıyoruz. Bu böyle mi olmalı? Gerçekten ihtiyaçtan dolayı mı bu değişimi yapıyoruz, yoksa başka nedenleri mi var? Gerekli ve gereksiz birçok ürünün satın alınıp tüketilmesi ve ardından yenilerinin peşinden koşmak aslında neyi tüketiyor gelin buna bakalım.

Günlük hayatta kullanılan birçok nesne hayatımızı kolaylaştırıyor. Bunların kısa sürelerle eskimiş ve yenisi ile değiştirilme algısı da insanlar arasında hızla yayılıyor. Bunun nedeni nesnenin artık bireyler için çok fazla şey ifade etmeyip, o nesnenin mesaj ve imaj niteliği kazanması ile ilgilidir. Hal böyle olunca çılgınlar gibi bir tüketim alışkanlığı hızla yayılmış oluyor. Doğayla ilişkisi kopan insanlar önüne çıkan ürünlerin hangi koşullarla karşılarına çıktığını dahi bilmiyor. Yapılan bazı araştırmalar modern şehir çocuklarının et, süt ürünleri, yumurta, meyve ve buna benzer ürünlerin süpermarketlerde üretilen şeyler olduğunu sandıklarını ortaya çıkıyor. Yani dalından kopararak bir elma dahi yememiş olan çocuklar o elmanın ağaçtan değil de satın aldıkları markette üretildiğini sanıyor.

Tükettikçe tüketen ve bilinçsizce her yeni lüks tüketim ürünlerini satın alan bir davranış modeli ortaya çıktı. Teknolojinin hızla hayatımıza girmesi yeni çıkan teknolojik ürünlerin ilk satın alınanı hemen eskitmesi şeklinde satın alma davranışlarımızı etkiledi. İhtiyacı olmadığı halde tıka basa kıyafet, onlarca ayakkabıyı sadece imaj olsun diye satın alan bireyler bu tüketim çılgınlığının birer parçası oldular. Çok kısa zaman dilimleri içinde muazzam cirolara sahip olan e-ticaret şirketleri tüketici eğilimlerini çok iyi biliyor ve buna göre satın alma kararlarını etkileyecek hizmetler sunuyor. Televizyon reklamlarında çıkan albenili, can canlı ürünlerin özellikle çocuklarda aşırı şekilde o ürüne ulaşma ve satın alma isteği oluşturması da bu tüketim çılgınlığının bir süreci. Pazarlama ve satın alma kararlarını etkileyen faktörler farklı bir inceleme alanı ama tüketim alışkanlıklarına yön veren faktörler. Markalar, reklamlar, kullanıcı deneyimleri, sosyal medya ve daha birçok etken tüketicinin karar alma fonksiyonlarını etkiliyor. Mantıkla değil duygularımız ile satın aldığımız onca şeyin ihtiyacımızın hangi bileşenini karşılıyor olduğunu pek de umursamıyoruz. Böylelikle doğayı ve  geleceğimizi tüketen bir toplum olma yönünde hızla ilerliyoruz. Bu kadar tüketimin içinde aslında kendimizi de tüketiyoruz. Geçmişe kıyasla bolluk toplumu oluştu. Tabi ki kıtlık içinde yaşamayı kimse istemez. Ama ihtiyacın karşılandığı bir nesnenin ikincisini ve daha fazlasını elde etmek için fevkalade bir çaba göstermek, mutluluğu yakalayacağını sanan kişinin aslında kendini tüketmesidir. Modern yaşam tüketimi arttırmak için kıskançlığı teşvik etmiştir. Kıskançlık ise mutsuzluğu… Oysa aşırı tüketim mutlu olmayı değil, mutluluğu tüketmenin ta kendisidir.

Bir Yorum Yazın